TÜRKİYE'DE BOR, PETROL VE NANO TEKNOLOJİSİ

Türkiye hidrojenle çalışan araç üretecek!
Türkiye, dünyanın bor rezervlerinin yüzde 72'sine sahip olmasına karşın bugüne kadar bu üründen yeterince yararlanamadı. Ancak son çalışmalar ümit verici...


Ancak Uluslararası Bor Araştırma Enstitüsü ve Eti Madencilik Genel Müdürlüğü'nün son zamanlardaki çalışmalarıyla borun yeni ürünlerde kullanılması ve bu ürünlerin ihraç edilmesi amaçlanıyor.

Uluslararası Bor Araştırma Enstitüsü ve Eti Madencilik Genel Müdürlüğü'nün borla ilgili çalışmalarının tanıtıldığı toplantı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlendi.

Toplantıda yaklaşık 2 bin üründe kullanılan borla ilgili projeler tanıtıldı. Projelerin Bor Araştırma Enstitüsü uzmanları tarafından ülke şartlarında oluşturulduğu belirtildi.

Bu projelerden biri Levent Özmen'in hidrojen enerjisiyle çalışacak ve egzozundan su buharı çıkaracak araç projesi. Bu tip araçların 10-12 yıl sonra piyasaya çıkabileceği söyleniyor.

Bor ayrıca süper iletken olarak trenlerin ray üzerinde ancak raya dokunmadan gitmesini sağlıyor. Bu amaçla enstitü borla süper iletken ve mıknatıs üretmeyi de başardı. Böylece dışarıdan teknoloji satın almadan hızlı tren prototipleri yapılarak, denemelere başlanması amaçlanıyor.

Daha sonra borun yanmayı geciktirici özelliği de tanıtıldı. Bor kullanılarak yapılan çadır ve bu madenle kaplanan ahşap evin yanmaması dikkat çekiciydi. Bu ürünlerde kullanılan kimyasal da Bor Araştırma Enstitüsü'nün kendi labaratuvarlarında üretiliyor.

Borun tüm bunların yanısıra mikrobesleyici olarak tarımda, seramik, çimento, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde de kullanılarak yeni katmadeğerler yaratması hedefleniyor.

 

 

III. DÜNYA BOR REZERVLERİ VE   ÜRETİMİ
             Türkiye bor kaynaklarında dünyada birinci durumdadır. Dünya toplam rezervinin 63%'ü Türkiye'de bulunmaktadır. Bu rakamların devletleştirmeyi müteakip Eti Holding A.Ş.'de toplanan ve yaklaşık 20,000 km2'lik imtiyazlı sahalarda 15-20 yıl öncesine ait, kısmi çalışılmış bor havzalarına ait veriler olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.  Türkiye'deki bor madenlerinin yerlerini ve miktarlarını belirleyen kapsamlı bir araştırma henüz yapılmadığından, Türkiye'nin aslında dünya rezervlerinin daha da büyük bir kısmını elinde tutuyor olabileceği düşünülmektedir. Yeni arama çalışmalarının yapılmasıyla Türkiye bor rezervlerinin iki katına bile çıkabileceği iddia edilmektedir.  Türkiye'den sonra ikinci kaynak ülke ABD olup, dünya rezervlerinin %13'ü civarında bir payı olduğu bilinmektedir. Ancak ABD, bor'u uzun süredir endüstrinin çeşitli alanlarında kullanmakta olduğundan, yakın gelecekte bor rezervlerinin tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu sebeple ABD, kalan bor madenlerinin bir kısmını "stratejik rezerv" ilan ederek çıkarılmasını durdurmuştur. Türkiye'deki bor madenlerinin kalitesi ABD'dekinden yüksektir. Dünya bor rezervlerinin kalan kısmı Rusya, Çin, Şili, Bolivya, Peru, Arjantin, Sırbistan'da bulunmaktadır.

 
Dünyada işletilen toplam 496 milyon tonluk rezervin 375 milyon tonu Türkiye'dedir. Dünyada işletilen ve tahmin edilen bor madeni rezervlerinin B2O3 miktarlarına göre dağılım yüzdeleri aşağıdaki tabloda verilmiştir: 
 

 

 

ÜLKE

 

GÖRÜNÜR EKONOMİK REZERV

 

TOPLAM REZERV (GÖR.+MUH.+MÜM.)

GÖRÜNÜR EKONOMİK REZERV ÖMRÜ (YIL)

 

TOPLAM REZERV ÖMRÜ (YIL)

 

BİN TON B2O3

 

 

TÜRKİYE

375,000

644,000

240

412

ABD

45,000

105,000

33

76

RUSYA

28,000

140,000

16

78

ÇİN

27,000

36,000

17

23

ŞİLİ

8,000

41,000

5

26

BOLİVYA

4,000

19,000

3

12

PERU

4,000

22,000

3

14

ARJANTİN

2,000

9,000

1

6

SIRBİSTAN

3,000

3,000

2

2

TOPLAM

496,000

1,019,000

320

649

Kaynak: http://www.maden.org.tr/yeni3/yayinlar/raporlar/borraporu.htm (Eti Holding A.Ş.)

Türkiye'nin bor madenlerinin rezerv ömrü 412 yıl iken, dünyanın ikinci büyük rezerv ülkesi ABD'nin bor rezervleri 76 yıllık ömre sahiptir. Dünya rezervleri ve bu rezervlerin tüketim artış hızları göz önünde bulundurulduğunda 50-80 yıl sonra ülkemiz bor yataklarının dünyadaki tek bor kaynağı olma ihtimali yüksektir.

 Dünyada az sayıda bor minerali üreticisi ülke bulunmaktadır. En büyük üreticiler Türkiye (Eti Bor A.Ş.) ve ABD (Rio Tinto Borax)'dir. Bor ürünleri sanayileri ise Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'daki az sayıda firmada yoğunlaşmıştır. Çin buna istisna teşkil etmektedir. Çin'de çok sayıda küçük firma kısıtlı çeşitte ürün üretmektedir.

III. DÜNYA BOR REZERVLERİ VE   KULLANIM ALANLARI

"Termal depolama pillerindeki, sodyum sülfat ve su ile yaklaşık %3 ağırlıktaki  boraks dekahidratın kimyasal karışımı gündüz güneş enerjisini depolayıp gece ısınma amacıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca, binalarda tavan malzemesine konulduğu taktirde güneş ışınlarını emerek, evlerin ısınmasını sağlayabilmektedir."             Çinko borat ve disodyum oktaborat tetrahidrat antimikrobiyal özellikleri sebebiyle ahşap koruyucu olarak kullanılmaktadır.

 "(...) bor, demir ve nadir toprak elementleri kombinasyonu (METGLAS) % 70 enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu güçlü manyetik ürün; bilgisayar disk sürücüleri, otomobillerde direk akım-motorları ve ev eşyaları ile portatif güç aletlerinde kullanılmaktadır.       Sodyum borohidrat, atık sulardaki civa, kurşun, gümüş gibi ağır metallerin sulardan temizlenmesi amacıyla kullanılmaktadır." 

Bor Madeninin Stratejik Önemi

 Bor ve borlu yakıtlar, 1950'li yılların başında ABD Savunma Programında geleceğin yakıtı olarak adlandırılmış ve nükleer silahlanma dışında 2. önemli stratejik malzeme olarak nitelendirilmiştir.  1958-1961 yılları arasında ABD ve NATO tarafından bor, stratejik bir maden olarak ilan edilmiş, pazarlaması kontrol altına alınmış ve COCOM olarak nitelendirilen tedbirler kapsamında Varşova Paktı ülkelerine ihracı yasaklanmıştır.  1963 yılında bor NATO'nun stratejik maddeleri listesinden çıkarıldıysa da, ABD'nin bor alanındaki bazı stratejik çalışmaları gizlilik içinde yürüttüğü bilinmektedir.

 Bor madeninin önemi, ülkeleri bu konuda çıkarlarını düşünmeye ve planlı davranmaya sevk etmektedir. Bor hakkında sürdürülen araştırmaların, bor bileşiklerinin yüksek teknolojili ürünlerdeki yeni kullanım alanlarını keşfetmesi, bu madeni gelecekte, petrol gibi üzerinde uluslararası  mücadelelerinin yaşandığı bir ürün konumuna getirebilecektir.

 Bor madeninin kullanım miktarındaki asıl önemli artış, bor'un yakıt taşıyıcısı olarak kullanılmasıyla sağlanabilecektir. Bir çok pil, akümülatör vs. enerji üretim aygıtında yakıt olarak kullanılan hidrojenin elde edilme, nakil ve depolama yöntemleri bu aygıtların verimliliğinin artırılması karşısındaki en önemli sorunlardır. Çünkü hidrojen çok düşük sıcaklıklarda sıvılaşmakta, (-252 santigrad derece), gaz halindeyken çok yer kaplamakta, patlayıcı bir gaz olması sebebiyle taşıma ve depolama işlemleri sırasında tehlike arz etmektedir.

                                                MUSTAFA KEMAL ATATURK'ÜN SÖZLERİ

"Memleketimizin ekonomik kaynakları bütün dünyanın hırslarını çekecek verim ve servete maliktir."

"Evvela yabancı teşebbüslerin, yabancı maksatların bize telkin ettiği endişeler tamamen yok olmuş değildir. Eğer bazen ihtiyatlı hareket ediyorsak, aşırı derecede şüpheli davranıyorsak, bize çok pahalıya mal olan hürriyetimizi kaybetmek hususundaki korkumuzdandır."

"Tabidir ki, dışarıdan gelecek sermayeye, irşada, çalışma usulüne ihtiyacımız vardır. Fakat bu, birliğimize, bağımsızlığımıza son verecek bir vesayet tarzı demek olamaz."

 

GELECEGİN YENİ MADENİ TORYUM MADENİ VE GELECEĞE İLİŞKİN BEKLENTİLER

Bilindiği gibi, özelleştirme kapsamına alınmış olan bor “stratejik maden” olduğu gerekçesiyle bu kapsamdan çıkarılmıştır. Bu süreçte yaşanan tartışmalar ülkemizde önemli miktarlarda bulunan bazı değerli madenlerden ne ölçüde yararlanılıp yararlanılmadığı sorularını da beraberinde getirmiştir. Bu madenlerden biri olan toryum hakkında da büyük spekülasyonlar yapılmıştır.
 Ülkemizde, toryum madeninin ekonomik mahiyeti ve kullanım alanları konusunda yapılan çalışmalar oldukça yetersiz düzeydedir. Bilimsel temellere dayanan çok az sayıda çalışma bulunmaktadır.
 Toryumun bugün itibariyle kullanım alanı sınırlı olduğundan ekonomik olarak çok fazla bir değer taşıdığı söylenememektedir. Bu nedenle toryum arama ve işletmeye yönelik önemli bir faaliyet yürütülmemektedir. Ancak, çeşitli ülkelerde nükleer reaktörlerde toryum kullanılmasına yönelik çok ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar olumlu sonuç verdiği taktirde, toryum gelecekte “stratejik” bir maden olma potansiyeli taşımaktadır. Toryum hakkında yapılan değerlendirmeler bu çerçevede yapılırsa daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.
 Bu çalışmada toryumun özelliklerine kısaca değinildikten sonra rezervler, üretim, fiyat, ticaret ve kullanım alanları hakkında bilgi verilmektedir. Mevcut kullanım alanları konusundaki gelişmeler değerlendirildiğinde, toryumun geleceği büyük ölçüde enerji hammaddesi olarak kullanılma imkanları üzerinde yoğunlaştığı için, bu alanda yapılan çalışmalara ayrıca değinilmiştir.

 II. GENEL ÖZELLİKLER

 Yeryüzünde nadir bulunan Aktinitler sınıfında yer alan toryum (Th) 1828 yılında İsveçli kimyacı Jöns Jacob Berzelius tarafından keşfedilmiştir. İsmini İskandinav mitolojisinde savaş tanrısı olan Thor’dan almaktadır. Atom numarası 90 olan bu madenin atom ağırlığı 232,0381 amu’dur (atomic mass unit). Erime noktası 1750, kaynama noktası 4790 0C olan toryumun yoğunluğu 11,72 g/cm3 seviyesindedir. 

 GENİŞ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN

NANO TEKNOLOJİSİ

Nano metre, metrenin milyarda biridir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan nanonun, yaşama yansıması, işlevleri gözden kaçmayacak kadar büyüktür.

Nano Teknolojisi ile gerçekleştirilen üretimlerde, maddelerin molekülleri çok büyük enerji yaratmaktadır. Bu sayede, çok özel işlevi olan mucize ürünler elde edilmektedir.

Nano Teknolojisi, tekstil, boya, kimya, taş, su arıtma, elektronik, sağlık, otomotiv, bilgisayar teknolojisi ve sanayiinin tüm kollarında devrim yaratacak niteliktedir. NanoLight Ray Türkiye'ye şimdilik tekstil, boya (yüksek ısıya dayanıklı sanayi boyaları, doğal taş-mermer boyaları ve antibakteriyel özellikli boyalar), otomotiv ve medikal sektörlerine hammadde temini, endüstriyel çözümler ve bitmiş ürünler bazında girmiştir.

Nano teknolojisi ile üretilen ürünler global rekabette her geçen gün kendinden daha çok söz ettirmekte, üstün özellikleriyle pazardan aldıkları pay oranını sürekli olarak artırmaktadır.

Nano Teknolojinin Yararları Nelerdir?

Nano teknoloji tasarruf demektir.

Daha az maliyetle, daha çok üretim sağlarsınız.

Enerji kaynaklarından elde edeceğiniz tasarruf ile enerji maliyetlerini düşürürsünüz.

Üretim süreçlerini kısaltarak zaman ve maliyat kaybını önler, rekabet gücünüzü artırırsınız.

Teknolojik yarışta geri kalmaz, öne geçersiniz.

Nano teknoloji yaşam kalitenizin yükselmesini sağlar.

Ürün kalitenizi yükseltirsiniz.

Üretiminizle, insanların yaşam standartlarını ve kalitesini yükseltir, daha sağlıklı ve daha güvenli bir yaşam sunarsınız.

Ulusal gelir düzeyinin yükselmesinde önemli bir rol üstlenirsiniz.

4. Sanayi Devrimi'ni ülkemizde ilk uygulayan kuruluşlardan biri olarak, yenilikçi, devrimci ve atılımcı üretime dair örnek oluşturursunuz.

NANO TEKNOLOJİ
Nano, Latince de bücür, cüce anlamına geliyor. Nano metrenin milyarda birine verilen ad. Nano teknoloji de metrenin milyarda biri ölçüsünde yapılan, araç gerece sahip mekanik, kimyasal, biyolojik eylemlerin toplamı.

Şöyle bir örnek vermek gerekirse saç teli yaklaşık 2000 nanoya eşit. Yani nano teknolojiyle yapılan aletlerle saç telinin 2000 de birine etki etmek mümkün.

Tüm dünyanın üzerinde durduğu bu teknoloji yakında tüm hayatımız kökten değiştirecek, hatta değiştirmeye başladı bile.
 Gelelim nano teknolojiyle neler yapıldığına...

Nano teknoloji yoğun olarak boya sektöründe kullanılıyor. Nano kullanılarak yapılan boyaların bize getireceklerinden bazıları su ile temizlenen duvar ve cephe boyaları ile, çizilmeyen arabalar.

Nano teknoloji tekstil sektöründe de kullanılıyor. Nano ile yapılan ürünler kirlenmeyecek ve kırışmayacak.

Sağlık sektöründe de nano kullanılıyor. Nano tabancalar sayesinde direk olarak hücreye etki etmek mümkün ayrıca şu an ki teknolojiyle vücuda verilen ilaçların gerekli bölgeye ulaşması bir problem ancak nano ile üretilen ilaçlar tam olarak ve en hızlı biçimde istenen bölgeye ulaşabilecek.
 
Peki bu teknolojide Türkiye nerede?

Türkiye'de nano teknoloji ile ilgilenen bir çok kurumdan birisi de Bilkent Üniversitesi bünyesinde kurulan Nano Teknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM). Ekibin başında Profesör Ekmel Özbay var. Sabah gazetesinin haberine göre Ekmel Hoca ve ekibi, nano çipler kullanarak dünyanın en hızlı ve en hassas füze uyarı sistemini kurdu. Ekmel Hoca, merkezin kurulmasında Aselsan, Tübitak ve Milli Savunma Bakanlığı'nın katkılarının çok büyük olduğunu belirtiyor.    
 

Merkezin bu başarısı dünyanın en büyük Ar-Ge (Araştırma- Geliştirme) bütçesine sahip firması Intel'in de dikkatini çekmiş. Intel'in Ar-Ge den sorumlu başkan yardımcısı David Tennenhouse WIMAX teknolojisinin kapasitesini 100 kat arttıracak nanoçipler konusunda görüşmek üzere NANOTAM'ı ziyaret etti. Nano çiplerin internet hızını 100 kat arttırması öngörülüyor.

Ekmel Hoca ve ekibinin nanoçipler kullanılarak yaptığı güneş körü detektörler askeri helikopterlerin modernizasyonunda kullanılacak. Milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayacak olan proje sadece askeri amaçlarla kullanılmayacak. Sivil uçaklar da terörist saldırılardan korunmak için bu tür uyarı sistemlerine ihtiyaç duyuyor. Ekmel Özbay ve ekibi Avrupa Birliği tarafından desteklenen iki projeyi de yürütüyor.

Türkiye'de güzel şeyler olmuyor diyenler duyurulur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !